<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>İnsanlar anlamadıkları şeyleri kınarlar. &#187; Evrensel Dibilgisi</title>
	<atom:link href="http://dilbilim.wordpress.com/category/evrensel-dibilgisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://dilbilim.wordpress.com</link>
	<description>...Damnant quod non intelligunt...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 30 Aug 2009 03:41:10 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='dilbilim.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/a0b844841bcf2be05a7883cdd6dfe123?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>İnsanlar anlamadıkları şeyleri kınarlar. &#187; Evrensel Dibilgisi</title>
		<link>http://dilbilim.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://dilbilim.wordpress.com/osd.xml" title="İnsanlar anlamadıkları şeyleri kınarlar." />
		<item>
		<title>Dil Bilim ve Empati</title>
		<link>http://dilbilim.wordpress.com/2007/07/28/dil-bilim-ve-dil-ogretimi/</link>
		<comments>http://dilbilim.wordpress.com/2007/07/28/dil-bilim-ve-dil-ogretimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jul 2007 11:36:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>dilbilim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dilbilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Evrensel Dibilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı Bilgisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dilbilim.wordpress.com/2007/07/28/dil-bilim-ve-dil-ogretimi/</guid>
		<description><![CDATA[
















Mustafa Ajlan ABUDAK
Dil Bilim nedir?
Sorusu ile başlamak, insanı insan yapan etmenin kökenine yolculuğumuzda, aklın simgesi olan sözcüklerle, o aklın  anlam kazanmasını sağlayan süreci tanımlamak ve daha da ötesi, insanın kendini keşfetme çabasından başka ne olabilir ki?
Dilbilim, dilleri inceleyen bilim dalıdır. Bu incelemeyle ilgilenen kişiye dilbilimci denir. Dilbilim, teorik de uygulamalı da olabilir.
Genel (veya kuramsal) [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dilbilim.wordpress.com&blog=1414990&post=3&subd=dilbilim&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p align="center"><img class="alignleft" style="border:0 none #000000;" src="http://www.americanswhotellthetruth.org/images/portraits/noam_chomsky.jpg" border="0" alt="" width="200" height="240" align="top" /></p>
<p align="left">
<p align="left">
<p align="left">
<p align="left">
<p align="left">
<p align="left">
<p align="left">
<p align="left">
<p align="left">
<p align="left">
<p align="left">
<p align="left">
<p align="left">
<p align="left">
<p align="left">
<p align="left">
<p align="left"><strong><span style="color:#339966;"><span style="color:#00ccff;">Mustafa Ajlan ABUDAK</span></span></strong></p>
<p align="left"><span style="color:#339966;"><strong><span style="color:#00ccff;">Dil Bilim nedir?</span></strong></span></p>
<p align="left">Sorusu ile başlamak, insanı insan yapan etmenin kökenine yolculuğumuzda, aklın simgesi olan sözcüklerle, o aklın  anlam kazanmasını sağlayan süreci tanımlamak ve daha da ötesi, insanın kendini keşfetme çabasından başka ne olabilir ki?</p>
<p>Dilbilim, dilleri inceleyen bilim dalıdır. Bu incelemeyle ilgilenen kişiye dilbilimci denir. Dilbilim, teorik de uygulamalı da olabilir.</p>
<p>Genel (veya kuramsal) dilbilim dillerin yapılarını (dil bilgisi), ve anlamlarını (anlambilim) inceler. Dil bilgisinin incelenmesi, biçimbilim (sözcüklerin oluşumu ve değişimi) ve söz dizimini (sözcüklerin ifade veya cümle oluşturmak için bir araya getirilmesi ile ilgili kurallar) kapsar. Dili sesler aracılığıyla ifade etmek için kullanılan sistem olan ses bilimi de bu alanın bir parçasıdır.</p>
<p>Dil bilimi, genel geçer dil özelliklerini bulmak ve gelişimleri ile kökenlerini açıklamak için dilleri karşılaştırır (karşılaştırmalı dil bilimi) ve dillerin tarihleri üzerinde araştırma yapar (tarihsel dil bilimi). Ses bilimi, genel dil biliminden biraz farklı olarak, seslerin nasıl üretildiğini ve algılandığını inceler. Uygulamalı dil bilimi dil bilimsel teorileri yabancı dil öğretimi, konuşma terapisi, çeviri ve konuşma bozukluğu gibi alanlarda uygulamaya geçirir.-1</p>
<p><span style="color:#339966;"><span style="color:#00ccff;"><strong>Dilbilgisi kavramı</strong></span></span></p>
<p><span style="color:#339966;"><span style="color:#00ccff;"><strong><span id="more-3"></span> </strong></span></span></p>
<p><span style="color:#00ccff;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#00ccff;"><strong>“Dilbilgisi” kavramı üzerine yanlış düşünceler</strong></span></p>
<p>Palmer (1984: 13-14), “dilbilgisi” kavramının günlük konuşmalarda pek çok şeyi anlattığını dolayısıyla bu konuda pek çok yanlış anlayış bulunduğunu belirtmektedir. Bunlardan biri, dilbilgisinin sadece “yazı dilini”kapsadığı, sözlü dil için dilbilgisinin geçerli olamayacağı görüşüdür. Buna göre de sadece yazısı olan dillerin dilbilgisi olabilir. Bu yargı, “dilbilgisi” sözcüğünün Batı dillerindeki karşılığının kaynağı olan Yunanca“grammar” sözcüğünün temelinde “yazmak” eyleminin bulunmasıyla ilgili olmalıdır. Türk dilbilgisi kitaplarında<br />
da dili, yazı dili çerçevesinde görme eğilimi halâ gözlenebilmektedir.</p>
<p>Dilbilgisi hakkındaki bir diğer yanlış anlayış, kimi dillerin dilbilgisi olduğu, kimilerinin ise olmadığı görüşüdür. Örneğin, tek seslemli dillerden olan Çincede dilbilgisel görevler yüklenen sözcükler, ekler yok gibi görünür. Bunun için de Çincenin dilbilgisi olmadığı söylenmektedir. Dahası Türkçe, İngilizce gibi dillerde dilbilgisel<br />
işlevler yüklenen sözcük ve eklere bakılarak bu dillerin dilbilgisi olduğu, hatta birbirlerine göre bu dillerin dilbilgisinin daha zor, daha karmaşık olduğu ya da birinin diğerine göre daha dizgesel, daha dilbilgisel olduğu düşünülmektedir.</p>
<p>Dilbilgisinde “doğru kullanım”, “yanlış kullanım” ya da “iyi kullanım”, “kötü kullanım” ayrımı yapıldığı da görülmektedir. Bu görüş pek çok dilbilgisi kitabında “dilbilgisi kuralları dilin doğru kullanılmasına yardımcı olur” biçimindeki anlatımlarla da yer almaktadır.<br />
Öyleyse “dilbilgisi” diyince neyi anlamamız gerekmektedir? Dilbilgisini bu tür yanlış anlayışlardan soyutlayarak onun ne olduğunu anlayabilmek için öncelikle dilin insan zihninin bir ürünü olduğu ve bu ürünün çok küçük yaştaki bir çocuk tarafından kısa denilebilecek bir dönemde edinildiği göz önüne alınmalıdır. Dilbilgisi genel olarak belirli bir dilin dilbilgisel tümcelerini üreten bilgi kümesi olarak tanımlanmaktadır. Ancak burada dikkati çeken nokta, bu tümcelerin sınırsız sayıda olmasıdır.</p>
<p>Yani, dilbilgisi sınırlı sayıda kuralla (ve tabi sınırlı sayıda sözcükle) sınırsız sayıda tümce üretebilen bir niteliğe sahiptir. Öyleyse dilbilgisi içindeki bu bilgiş kümesini açıklamak gerekmektedir. Bu bilgiler, tümcelerin nasıl sesletileceğini, bu tümcelerin sözdiziminin nasıl olduğu, bu tümcelerin ne anlama geldiğini belirlemektedir.</p>
<p>genel ve kısıtlayıcı olma Söz konusu bilgiler, konuşucunun hiç duymadığı, okumadığı ya da bundan sonra belki de hiç duymayacağı, okumayacağı tüm tümcelere, doğru yorumlar getirebilecek ölçüde genel olmalıdır; aynı zamanda tüm dilbilgisi dışı tümceleri dışarıda bırakacak ölçüde de kısıtlayıcı olmalıdır. Çünkü konuşucu –ona okulda bir bilgi verilmese de hangi tümcelerin dilbilgisel hangilerinin dilbilgisi dışı olduğunu sezgisel olarak bilebilmektedir.Üretici ve zihinsel dilbilgisi Bir dilin sadece ve tüm dilbilgisel tümcelerini üretebilen bir dilbilgisi üretici dilbilgisi olarak bilinmektedir.Belirli bir dili bilinçaltında otomatik olarak bilen bir kişi bu dilin üretici dilbilgisini içselleştirmiştir; bu zihinsel dilbilgisi olarak adlandırılır.</p>
<p><!--more--></p>
<p><span style="color:#339966;"><strong><span style="color:#00ccff;">Evrensel Dilbilgisi</span></strong></span></p>
<p>“Chomsky’e göre insan beyninin karmaşık bir dizge olan dili kısa zamanda eksiksiz bir biçimde edinebilmesi ancak insan beyninde doğuştan var olan ve tüm diller için geçerli olduğu varsayılan Evrensel Dilbilgisi (ED) ile olanaklı olabilmektedir.</p>
<p>İlke ve değiştirgenler</p>
<p>ED’nin iki temel özelliği şöyle sıralanabilir:</p>
<p>(i) ED, bir dilden diğerine değişiklikler göstermeyen ilkeler, kavramlar ve genelceler bütünü içerir.<br />
(ii) ED tarafından tümüyle tanımlanmamış diller arası değişiklikler gösteren özellikler de ED tarafından belirlenir.</p>
<p>(Haegeman 1994:15)</p>
<p>Öyleyse, insan zihninde sunulan doğal dilin görünümleri olarak tanımlanabilecek ilke ve belirlenmiş kesin sınırlarla bir dili diğerinden ayıran yönler olarak tanımlanabilecek değiştirgen kavramları insan zihnindeki içgüdüsel dilbilgisinin özellikleridir.</p>
<p><span style="color:#339966;"><strong><span style="color:#00ccff;">Edim ve edinç kavramları</span></strong></span></p>
<p>Dilbilgisinin kullanım boyutunda, dil dışı etkenlerden dolayı kişiden kişiye farklılıklar gösteren yanı da yadsınamaz. Ancak dilbilgisi kuramında, dil dışı koşullardan etkilenmeyen ülküsel konuşucu temel alınmakta ve konuşucunun dili anlama ve konuşma yetisi edinç, bu yetinin kullanım boyutunda gerçekleşmesi de edim olarak adlandırılmaktadır. Bu ayrım 1980’lerden sonra, İçselleştirilmiş dil (İ-dil) ve Dışsallaştırılmış dil (D-dil)  olarak görülmektedir (Chomsky 1986a:20). Dilin üretilmiş görünüşlerini kapsadığından D-dil dilbilimi zihnin özelliklerinden bağımsız olarak dil örneklerini derlemekte ve sonra da bunların özelliklerini betimlemektedir. Bunun tersine, İ-dil dilbilimi bir konuşucunun dil hakkında neler bildiği ve bu bilginin nereden geldiği ile ilgilenmektedir. Dili insan zihninin içsel bir özelliği olarak ele alan İ-dil dilbilimine göre, dil bireyinzihninde/beyninde sunulan bir dizgedir.</p>
<p><span style="color:#339966;"><strong><span style="color:#00ccff;">Kabul edilebilirlik ve dilbilgisellik kavramı</span></strong></span></p>
<p>Dil kuramı her ne kadar edinç düzlemine dayansa da edim düzleminden de tümüyle soyutlanmış değildir. Dil kuramı, dil kullanımı bakımından da tümceleri inceleyerek kabul edilebilirlik boyutunda değerlendirmektedir.</p>
<p>Buna göre, Chomsky (1957.15)’in ele aldığı (1) tümcesi, kabul edilemez görülmektedir.</p>
<p>(1)Renksiz yeşil düşünce uyuyordu</p>
<p>Bunun yanında, doğrudan sezgisel dil bilgisine dayanan kabul edilebilirlik yanında, edinç çalışmalarına özgü olan dilbilgisellikten de söz edilmektedir. Buna göre de (2) tümcesi, dilbilgisi dışı olarak değerlendirilmektedir.</p>
<p>(2)*Düşünceler yeşil renksiz yarın uyuyordular</p>
<p>Edinç bağlamında, dilde üretilmesi olası tümcelerin saptanması ancak dilbilgisinin düzgün ve bozuk tümceleri üretebilecek düzeneğini açıklamakla olanaklı olabilmektedir. Herhangi bir dilde üretilebilecek tümce sayısı konusunda basit bir gözlem bile yapılsa o dilde sayılarla ifade edilemeyecek ölçüde tümce üretilebileceği görülür. Buna göre, dilbilgisi sınırlı sayıda kural ve sözcükle sınırsız sayıda tümce üretebilen bir dizgedir. Dil kuramı da sınırlı sayıdaki kuralı saptamayı ve açıklamayı amaçlamaktadır.(2)</p>
<p>Peki Öyleyse üretilen onca sayısız kelime nasıl olurda işlev kazanır ve çevremizde gördüğümüz dünyayı aktarmada bize anlam yoldaşlığı yapabilmektedir. Onları belirlenmiş bir dizge ile üreten ve anlam yükleyen insanlar nasıl oluyordu bu anlamları o seslere yükleyebilmektedirler?</p>
<p>Anlam, dilbilim bağlamında söylemlerin ve yazılı metinlerin zihindeki çağrışımları olarak tanımlanabilir. Ancak bu tanım çoğunlukla eksiktir. Çünkü birçok kaynakta değişik tanımlamalar mevcuttur. Anlam bir bakıma niyet, değer, bilgi vb. pek çok kavramı karşılayan bir terim olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>İlk dönemde daha çok dinî, efsanevî anlatılar söz konusudur. İkinci dönemde felsefe odaklı çalışmalara rastlanır. Eski Yunan’da Doğalcılık-Uzlaşmacılık tartışmaları ön plana çıkar. Üçüncü dönemde, Grekçe ve Latincenin boyunduruğundan kurtulmak ve Kutsal Kitap’ın (İncil’in) hemen her kesim tarafından okunmasını sağlamak amacıyla yerel dillerin araştırılması girişimleri göze çarpar. İtalyan şairi Dante, 1303’te yazdığı eseriyle İtalyancanın halk arasındaki canlılığını ortaya koyarak, kuru ve yapmacıklı Klasik Latinceye olan üstünlüğünü dile getirmiştir. Dördüncü dönem bugünkü anlamda, bilimsel çalışmaların gerçekleştiği bir dönemdir. Karşılaştırmalı dilbilim çalışmaları sonucunda, özellikle Bopp ve Grimm’in incelemeleriyle, bir Hint-Avrupa dil ailesinin varlığı ortaya çıkmıştır. Grimm bu diller arasındaki benzerlik ve farklılıkları bir takım kurallara bağlamıştır.</p>
<p>XX. yüzyılın başlarında Saussure’le başlayan süreç, bilimsel dönemde önemli bir dönüm noktasını oluşturur. Saussure, dili bütün diğer bağlamlardan kopararak, onu sistemli bir bilimsel alan olarak tanımlamış ve çağdaş dil biliminin öncülüğünü yapmıştır. Saussure&#8217;e göre dilin amacı “kendisi içinde ve kendisi için incelenmesidir.” Dili, dil (langue) ve söz (parole) olarak iki ayrı kategoriye ayırmış, gösteren, gösterilen gibi, kelime düzeyindeki incelemeler için yeni kavramlar ortaya koymuştur. Saussure’den sonra Kopenhag Okulu, Prag Okulu ve Amerikan Okulu olmak üzere değişik dil bilimi çevreleri dile dair yeni görüşler öne sürmüşlerdir.</p>
<p>Batı’da anlam konusunu içeren, bilinen ilk çalışma Platon’un Kratilos (Cratylos) adlı diyalogudur. Bu diyalogda konuşanlardan Kratilos, daha önceki filozoflardan Herakletios’un fikirlerini tutmakta, karşısındaki Hermogenes ise, Demokritos’un fikirlerini yansıtmaktadır. Kratilos’a göre insan dilindeki kelimeler, anlamlarını doğuştan kazanmışlardır. Bu bakımdan kelimeler ile, bunların gösterdikleri nesneler ve kavramlar arasında doğuştan gelen bir bağ vardır. Onun için her nesne veya kavramın ancak bir tane doğru kelimesi olmalıdır. Hermogenes’e göre ise, kelimelerin ses yapısı ile, gösterdikleri nesne veya kavramların yapısı arasında ayrılıklar bulunmakta, ve kelimelerin anlamları, gösterdikleri şeylerle ilgili olmamaktadır. Kelimeler anlamlarını, insanlar arasındaki karşılıklı bir anlaşmadan bir uyuşmadan sonra kazanmışlardır. Bu bakımdan kelimeler ile, gösterdikleri şeyler arasındaki bağ, insanlar tarafından meydana getirilmiş olan rastlantılı bir bağdır. Onun için, bir nesne veya kavramın yalnız bir tek doğru kelimesi yoktur. İnsanlar karşılıklı olarak uyuşup anlaştıktan sonra herhangi bir kelimeyi kullanabilirler (Başkan, 1967:10) (3)</p>
<p>Bu bize empatiyi çağrıştırdı değil mi? Demek tüm dilbilimin dayandığı temel nokta dil içersinde anlam verilen ‘‘seslerin karşılıklı olarak uyuşup anlaştıktan sonra herhangi bir kelimeyi kullanmasıdır.’’ Empati veya eşduyum, bir başkasının duyguları, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır.</p>
<p>Bebekler üzerinde yapılan incelemelere göre, doğuştan empati yeteneğimiz yüksek olmakla birlikte, uygun şartlarda hızla kaybedilebilen bir yetenektir. Empati yeteneğini sonradan kazanabilmenin yolu: açık uçlu sorular sormak, yavaş hareket etmek ve yorumda bulunmak, hızlı yargılara varmaktan kaçınmak, kendi davranış ve düşüncelerimizi anlamaya çalışmak, geçmişten ders almak, olayları akışına bırakmak ve kendimiz ve karşımızdakilerin davranışları için belli sınırlar oluşturmaktır.(4)</p>
<p>Demek oluyor ki sağlıklı bir eğitim için olmazsa olmaz koşul olan empati sadece psikolojik olarak rehber hocaların kullanması gerekli bir araç değil, tüm eğitmenlerin ve öğrencilerin eğitimleri içersinde kazandıkları davranış değişikliklerini anlamlandıran yegane süreçtir. Sağlıklı birey ve toplum için empatinin önemi aşikârdır. Empati doğuştan bize verilen bir yetenek olarak dil öğrenmemizden tutunda hayatta öğrendiğimiz her şeyin anlamlı ve kayda değer olmasını sağlayan yegâne şeydir. Çocukluk evresinden gelen bu yeteneğin geliştirilmesi ve yetişkin bireylerde edinilmiş bir davranış olmasını sağlayacak yegâne temel dil öğretimidir. İnsanın kendi anadili ve yabancı dilleri öğrenmesi karşısındaki insanı, kültürü doğru algılayıp, doğru anlamlandırması sosyal ilişkilerde evrenselliği yakalayabilmesi ancak bu şekilde olur. Karşısındakini anlamaktan, anlamlandırmaktan uzak olanlar, ne diyoloğu ne barışı ne de medeniyeti sağlayacak bilişsel donanıma sahip olabilir. Bu noktada bireyin kendi dünya tecrübesi için kazanımlar elde etmesi ve çevresi ile sağlıklı bir ilişki geliştirebilmesi ancak sağlıklı, çağdaş bir dil eğitimi ile mümkündür.</p>
<p>______________________________</p>
<p>1.Vikipedia<br />
2.www.linguistics.humanity.ankara.edu.tr/ Aydin/DBB110-01.pdf<br />
3.http://dilbilimi.net<br />
4.Vikipedia</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/dilbilim.wordpress.com/3/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/dilbilim.wordpress.com/3/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/dilbilim.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/dilbilim.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/dilbilim.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/dilbilim.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/dilbilim.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/dilbilim.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/dilbilim.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/dilbilim.wordpress.com/3/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/dilbilim.wordpress.com/3/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/dilbilim.wordpress.com/3/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=dilbilim.wordpress.com&blog=1414990&post=3&subd=dilbilim&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://dilbilim.wordpress.com/2007/07/28/dil-bilim-ve-dil-ogretimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/ac3a827c87b04de565c18c5dbb658d25?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">dilbilim</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.americanswhotellthetruth.org/images/portraits/noam_chomsky.jpg" medium="image" />
	</item>
	</channel>
</rss>