09.22.07

Türkçemiz ve Geleceği

Posted in Bilimsel, Dilbilimsel, Haber, Sözlük at 3:50 pm by dilbilim

Türkçe’nin söz hazinesi bu CD’de

Türkçemiz adına çok güzel gelişmeler oluyor. Bizde dilbilimciler olarak  sevinerek takip ediyoruz. Ötüken Türkçe sözlükten sonra çok değerli bir çalışmada TDK mızdan geldi.Emeği geçen herkese minnet borçluyum.Türk dili Türk kimliğinin en önemli özüdür. Bir etnisitenn yerel dili değil imparatorluklar kurmuş Asya’dan Avrupa’ya ticaretin, askerliğin,ilmin ve kültürün dili olmuştur. Türkçenin macerası bir anlamda medeniyetin macerasıdır.Şimdi konuyla ilgili haberi sizlere sunuyorum.
Türk Dil Kurumu’nda (TDK), 75. Dil Bayramı dolayısıyla Türkçe sözlük, yazım kılavuzu, kelime oyunları, tekerleme ve bulmaca yardımı gibi yazılımları içeren 110 bin kelimelik sesli eğitim CD’si hazırlandı.

TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, ses, biçim ve söz varlığı bakımından diller arasında son derece güçlü bir konumda bulunan Türkçe’yi gençlere ve çocuklara sevdirmek ve keyifli şekilde öğrenmelerini sağlamak için eğitim CD’si hazırladıklarını söyledi.
Akalın, dünyada yaklaşık 220 milyon kişinin Türk dilinin çeşitli lehçelerini ve yazı dilini kullandığını bildirerek, coğrafi olarak yaklaşık 12 milyon metrekare alanda Türkçe konuşulduğunu belirtti.

Türkçe’nin geliştirilmesi için TDK’nın yoğun çalıştığını anlatan Prof. Dr. Akalın, ”Bütün Türkiye Türkçesi’nin söz hazinesi bu kutunun içinde. Gençlerimiz ve çocuklarımız keyifle bundan yararlanabilir” dedi.

-600 BİN SÖZ VARLIĞI-

Akalın, kitle iletişim araçlarındaki yayınların Türkçe konuşan herkes tarafından takip edilebildiğini hatırlatarak, bu durumun ”insanların anayurtlarıyla ilişkilerini koparmamasında” etkili olduğunu ifade etti.

”Ancak insanlarımız Türkçe’nin gücünden haberdar değiller, 200 kelimeyle konuşuyorlar” eleştirisinde bulunan Akalın, ”Oysa yazı dilimizin söz varlığı 110 binin üzerinde. Deyimlerimiz ve atasözlerimiz önemli sayıda. Bilim ve sanat terimlerimizin sayısı 190 bin gibi zengin bir sayıda. Kabaca bir hesapla 600 bine ulaşan bir söz varlığına sahip Türkçe” dedi.

Read the rest of this entry »

08.11.07

Kutadgu Biligden Ötüken Sözlüğüne…

Posted in Analiz, Dilbilimsel, Eğitim, Sözlük, Tarihsel süreç at 6:09 pm by dilbilim

Kanımca Türkçemiz için Kutadgu Biligten sonra yapılmış en büyük çalışma Ötüken Türkçe Sözlüktür.38 yıllık emeğin ürünü bu şaheseri Yaşar ÇAĞBAYIR yazmış.

Kitap yurdundaki tanıtım açıklması şöyle demekte;

Günlük hayatta kullandığımız kelimelerden Eski Türkçe’ ye kadar Türk diline ait 246.000 sözcük içeriyor.Sözcük sayısıyla olduğu kadar içeriğinde yer alan Osmanlıca Dizin’le de Türkiye’de bir ilk olan ve 38 yıllık çalışmayla hazırlanan Türkçe Sözlük, 5 ciltten ve 5.744 sayfadan oluşuyor.

Türkçe Sözlük, emekli öğretmen ve araştırmacı yazar Yaşar Çağbayır tarafından, Türkiye ve dünyada Türk dili üzerine yazılmış “Atabetü’l-Hakayık” tan çağdaş edebî metinlere kadar yaklaşık 1700 eserin incelenmesiyle hazırlandı.

Göktürk, Eski Uygur, Hakaniye, Oğuz, Eski Anadolu, Osmanlı, Çağdaş Türkiye Türkçesi ile Anadolu, Rumeli, Kıbrıs, Kerkük Ağızları’nın yanı sıra sözlükte 235 sayfadan oluşan Osmanlıca Dizin de yer alıyor. Osmanlıca alfabeye göre hazırlanan Dizin sayesinde Ötüken Türkçe Sözlük’ ün içerisinde bulunan Osmanlı imlasıyla yazılı yaklaşık 55 bin kelimenin farklı okunuş ve anlamlarına kolayca ulaşılabiliyor. Sözlük kullanıcılarının bilgiye daha kolay ve çabuk ulaşabileceği şekilde hazırlanan Türkçe Sözlük’ de; sözcüklerin doğru okunabilmesi için gerekli işaretlemelerle, sözcüğün hangi kaynaktan alındığını belirten parantez içi açıklamalar da yer alıyor.

Öğrencilik ve öğretmenlik hayatında Türk diliyle ilgili kapsamlı bir kaynağın yokluğu nedeniyle sıkıntılar yaşadığını belirten yazar Yaşar Çağbayır, Türkçe Sözlük’ ü yeni nesillerin aynı sıkıntıyı çekmemesi için hazırladığını açıkladı

Yaşar Beyin kitabında yazdığı ön sözü burada sizlere sunuyorum.Bu sözlüğün Türk dilini konuşan ve seven herkesin vede özellikle eğitimci olan herkesin edinmesi gerekli.Sözü,  bu büyük eserin yazarı büyük insan Yaşar Beye bırakıyorum;

Bir dilin kelimelerini alfabe sırasına göre toplayan ve bunların tür, köken, tanım, kullanış ve söyleyişleri ile ilgili bilgileri veren öğretici kitap demek olan sözlük, çoğunlukla öğrencilerin ellerinden düşürmedikleri kaynak kitaplardandır. Amaç ve alan bakımından olduğu kadar bir ya da birden çok dile ilişkin olmak gibi özellikleri ile de oldukça çok sayıda ve değişik nitelikte sözlükler vardır.

Bugün piyasada var olan Türkçe sözlükler ya şu anda kullanılmakta olan ortak dilin ya belli bir alanın ya da Türkçenin belli bir tarihî dönemine ilişkin kelimeleri içermektedir. Elinizdeki sözlük, bugüne kadar karşılaştığınız Türkçe sözlüklerden farklılıklar arz etmektedir. En belirgin özelliği tarihî ve etimolojik nitelik taşımasının yanında ortak dille birlikte yerel kelimelere de ağırlık vermiş olmasıdır.

Read the rest of this entry »

07.28.07

Dil Bilim ve Empati

Posted in Analiz, Bilim, Dilbilimsel, Evrensel Dibilgisi, Eğitim, Yapı Bilgisi at 11:36 am by dilbilim

 

Mustafa Ajlan ABUDAK 

Dil Bilim nedir?

Sorusu ile başlamak, insanı insan yapan etmenin kökenine yolculuğumuzda, aklın simgesi olan sözcüklerle, o aklın anlam kazanmasını sağlayan süreci tanımlamak ve daha da ötesi, insanın kendini keşfetme çabasından başka ne olabilir ki?

Dilbilim, dilleri inceleyen bilim dalıdır. Bu incelemeyle ilgilenen kişiye dilbilimci denir. Dilbilim, teorik de uygulamalı da olabilir.

Genel (veya kuramsal) dilbilim dillerin yapılarını (dil bilgisi), ve anlamlarını (anlambilim) inceler. Dil bilgisinin incelenmesi, biçimbilim (sözcüklerin oluşumu ve değişimi) ve söz dizimini (sözcüklerin ifade veya cümle oluşturmak için bir araya getirilmesi ile ilgili kurallar) kapsar. Dili sesler aracılığıyla ifade etmek için kullanılan sistem olan ses bilimi de bu alanın bir parçasıdır.

Dil bilimi, genel geçer dil özelliklerini bulmak ve gelişimleri ile kökenlerini açıklamak için dilleri karşılaştırır (karşılaştırmalı dil bilimi) ve dillerin tarihleri üzerinde araştırma yapar (tarihsel dil bilimi). Ses bilimi, genel dil biliminden biraz farklı olarak, seslerin nasıl üretildiğini ve algılandığını inceler. Uygulamalı dil bilimi dil bilimsel teorileri yabancı dil öğretimi, konuşma terapisi, çeviri ve konuşma bozukluğu gibi alanlarda uygulamaya geçirir.-1

Dilbilgisi kavramı

“Dilbilgisi” kavramı üzerine yanlış düşünceler

Palmer (1984: 13-14), “dilbilgisi” kavramının günlük konuşmalarda pek çok şeyi anlattığını dolayısıyla bu konuda pek çok yanlış anlayış bulunduğunu belirtmektedir. Bunlardan biri, dilbilgisinin sadece “yazı dilini”kapsadığı, sözlü dil için dilbilgisinin geçerli olamayacağı görüşüdür. Buna göre de sadece yazısı olan dillerin dilbilgisi olabilir. Bu yargı, “dilbilgisi” sözcüğünün Batı dillerindeki karşılığının kaynağı olan Yunanca“grammar” sözcüğünün temelinde “yazmak” eyleminin bulunmasıyla ilgili olmalıdır. Türk dilbilgisi kitaplarında
da dili, yazı dili çerçevesinde görme eğilimi halâ gözlenebilmektedir.

Dilbilgisi hakkındaki bir diğer yanlış anlayış, kimi dillerin dilbilgisi olduğu, kimilerinin ise olmadığı görüşüdür. Örneğin, tek seslemli dillerden olan Çincede dilbilgisel görevler yüklenen sözcükler, ekler yok gibi görünür. Bunun için de Çincenin dilbilgisi olmadığı söylenmektedir. Dahası Türkçe, İngilizce gibi dillerde dilbilgisel
işlevler yüklenen sözcük ve eklere bakılarak bu dillerin dilbilgisi olduğu, hatta birbirlerine göre bu dillerin dilbilgisinin daha zor, daha karmaşık olduğu ya da birinin diğerine göre daha dizgesel, daha dilbilgisel olduğu düşünülmektedir.

Dilbilgisinde “doğru kullanım”, “yanlış kullanım” ya da “iyi kullanım”, “kötü kullanım” ayrımı yapıldığı da görülmektedir. Bu görüş pek çok dilbilgisi kitabında “dilbilgisi kuralları dilin doğru kullanılmasına yardımcı olur” biçimindeki anlatımlarla da yer almaktadır.
Öyleyse “dilbilgisi” diyince neyi anlamamız gerekmektedir? Dilbilgisini bu tür yanlış anlayışlardan soyutlayarak onun ne olduğunu anlayabilmek için öncelikle dilin insan zihninin bir ürünü olduğu ve bu ürünün çok küçük yaştaki bir çocuk tarafından kısa denilebilecek bir dönemde edinildiği göz önüne alınmalıdır. Dilbilgisi genel olarak belirli bir dilin dilbilgisel tümcelerini üreten bilgi kümesi olarak tanımlanmaktadır. Ancak burada dikkati çeken nokta, bu tümcelerin sınırsız sayıda olmasıdır.

Yani, dilbilgisi sınırlı sayıda kuralla (ve tabi sınırlı sayıda sözcükle) sınırsız sayıda tümce üretebilen bir niteliğe sahiptir. Öyleyse dilbilgisi içindeki bu bilgiş kümesini açıklamak gerekmektedir. Bu bilgiler, tümcelerin nasıl sesletileceğini, bu tümcelerin sözdiziminin nasıl olduğu, bu tümcelerin ne anlama geldiğini belirlemektedir.

genel ve kısıtlayıcı olma Söz konusu bilgiler, konuşucunun hiç duymadığı, okumadığı ya da bundan sonra belki de hiç duymayacağı, okumayacağı tüm tümcelere, doğru yorumlar getirebilecek ölçüde genel olmalıdır; aynı zamanda tüm dilbilgisi dışı tümceleri dışarıda bırakacak ölçüde de kısıtlayıcı olmalıdır. Çünkü konuşucu –ona okulda bir bilgi verilmese de hangi tümcelerin dilbilgisel hangilerinin dilbilgisi dışı olduğunu sezgisel olarak bilebilmektedir.Üretici ve zihinsel dilbilgisi Bir dilin sadece ve tüm dilbilgisel tümcelerini üretebilen bir dilbilgisi üretici dilbilgisi olarak bilinmektedir.Belirli bir dili bilinçaltında otomatik olarak bilen bir kişi bu dilin üretici dilbilgisini içselleştirmiştir; bu zihinsel dilbilgisi olarak adlandırılır.

Read the rest of this entry »

07.25.07

Tüm Dillerin Doğası-Hayattan makineye anlamlar…

Posted in Akademik makale, Bilim, Dilbilimsel, NLP at 12:01 pm by dilbilim

 

 Mustafa Ajlan ABUDAK                                  

Dil, “Bugünkü İnsanların Kökeni” araştırmaları içerisinde, evrim sürecinde belki de metafizikle bilimin yollarının en keskin kesiştiği alan olagelmiştir. Çünkü en temelinde tüm ilahi dinler söze dayanır. Evrim içinde de dil insanı diğer tüm canlılardan ayıran yetinin, düşüncenin manifestosudur. Burada sorgulayan bir bakış açısıyla evrim ve tasarım argümanını iç içe ve birbirini tamamlayan yönleriyle incelemeye çalışacağım. Umudum odur ki, sonuç çıkarımındaki farklılıklar, apaçık doğruları görmemizi engellemeyecektir.Çoğu tahminlere göre, günümüzde 5000 dolaylarında dil konuşulmaktadır. Princeton Üniversitesi arkeologlarından Clifford Geertz’in şu sözleri ilginçtir:

Biz insanlarla ilgili en önemli gerçeklerden biri, hepimizin dünyaya bin çeşit yaşam sürdürmemize elveren doğal bir donanımla gelmemize karşın, sonuçta ömrümüzü bunlardan ancak birini yaşamış olarak tamamlamamızdır. Kunduzlar bent yaparken, kuşlar yuva kurarken, arılar balözü toplarken, babunlar toplumsal gruplar oluştururken ve fareler çiftleşirken temelde hep, genlerine kodlanmış bilgilere dayalı öğrenme yetilerine göre davranırlar. Öte yandan insan, barajlar ya da sığınaklar yaparken, besin ararken, toplumsal örgütler kurar ya da eş seçerken, bilgi akış çizelgelerine (flow charts), planlara kodlanmış bilgilere, avcılık deneyimlerine, ahlak kurallarına, estetik değerlere, kısacası belirli bir kalıba girmeyen yeteneklerin kavramsal yapılarına göre hareket eder.(1)

Şimdi bilimsel olarak dilin akademisyenlerce nasıl algılandığına bakalım. Burada 2 önemli okul vardır. Başta ünlü dil bilimci Noam Chomsky’nin savunduğu süreksizlik okulu (discontinuity okulu); dili, insansı maymunların beyinleriyle doğrudan hiçbir evrimsel ilintisi olmayan ve insana özgü bir yeti olarak görür; öte yandan süreklilik okulu (continuity school) yandaşlarına göre dil, insansı maymunlara benzeyen atalarımızdan kaynaklanarak sonuçta genetik açıdan en yakın akrabamız olan insansı maymunların temel iletişimsel ve zihinsel becerilerine yansıyan sürekli zihinsel evrimin (cognitive continuum) bir parçasıdır.(2)

Read the rest of this entry »