Category Archives: Bilim

Mustafa Ajlan ABUDAK

Dil Bilim nedir?

Sorusu ile başlamak, insanı insan yapan etmenin kökenine yolculuğumuzda, aklın simgesi olan sözcüklerle, o aklın anlam kazanmasını sağlayan süreci tanımlamak ve daha da ötesi, insanın kendini keşfetme çabasından başka ne olabilir ki?

Dilbilim, dilleri inceleyen bilim dalıdır. Bu incelemeyle ilgilenen kişiye dilbilimci denir. Dilbilim, teorik de uygulamalı da olabilir.

Genel (veya kuramsal) dilbilim dillerin yapılarını (dil bilgisi), ve anlamlarını (anlambilim) inceler. Dil bilgisinin incelenmesi, biçimbilim (sözcüklerin oluşumu ve değişimi) ve söz dizimini (sözcüklerin ifade veya cümle oluşturmak için bir araya getirilmesi ile ilgili kurallar) kapsar. Dili sesler aracılığıyla ifade etmek için kullanılan sistem olan ses bilimi de bu alanın bir parçasıdır.

Dil bilimi, genel geçer dil özelliklerini bulmak ve gelişimleri ile kökenlerini açıklamak için dilleri karşılaştırır (karşılaştırmalı dil bilimi) ve dillerin tarihleri üzerinde araştırma yapar (tarihsel dil bilimi). Ses bilimi, genel dil biliminden biraz farklı olarak, seslerin nasıl üretildiğini ve algılandığını inceler. Uygulamalı dil bilimi dil bilimsel teorileri yabancı dil öğretimi, konuşma terapisi, çeviri ve konuşma bozukluğu gibi alanlarda uygulamaya geçirir.-1

Dilbilgisi kavramı

Read More »

Mustafa Ajlan ABUDAK

Dil, “Bugünkü İnsanların Kökeni” araştırmaları içerisinde, evrim sürecinde belki de metafizikle bilimin yollarının en keskin kesiştiği alan olagelmiştir. Çünkü en temelinde tüm ilahi dinler söze dayanır. Evrim içinde de dil insanı diğer tüm canlılardan ayıran yetinin, düşüncenin manifestosudur. Burada sorgulayan bir bakış açısıyla evrim ve tasarım argümanını iç içe ve birbirini tamamlayan yönleriyle incelemeye çalışacağım. Umudum odur ki, sonuç çıkarımındaki farklılıklar, apaçık doğruları görmemizi engellemeyecektir.Çoğu tahminlere göre, günümüzde 5000 dolaylarında dil konuşulmaktadır. Princeton Üniversitesi arkeologlarından Clifford Geertz’in şu sözleri ilginçtir:

Biz insanlarla ilgili en önemli gerçeklerden biri, hepimizin dünyaya bin çeşit yaşam sürdürmemize elveren doğal bir donanımla gelmemize karşın, sonuçta ömrümüzü bunlardan ancak birini yaşamış olarak tamamlamamızdır. Kunduzlar bent yaparken, kuşlar yuva kurarken, arılar balözü toplarken, babunlar toplumsal gruplar oluştururken ve fareler çiftleşirken temelde hep, genlerine kodlanmış bilgilere dayalı öğrenme yetilerine göre davranırlar. Öte yandan insan, barajlar ya da sığınaklar yaparken, besin ararken, toplumsal örgütler kurar ya da eş seçerken, bilgi akış çizelgelerine (flow charts), planlara kodlanmış bilgilere, avcılık deneyimlerine, ahlak kurallarına, estetik değerlere, kısacası belirli bir kalıba girmeyen yeteneklerin kavramsal yapılarına göre hareket eder.(1)

Read More »