Kanımca Türkçemiz için Kutadgu Biligten sonra yapılmış en büyük çalışma Ötüken Türkçe Sözlüktür.38 yıllık emeğin ürünü bu şaheseri Yaşar ÇAĞBAYIR yazmış.

Kitap yurdundaki tanıtım açıklması şöyle demekte;

Günlük hayatta kullandığımız kelimelerden Eski Türkçe’ ye kadar Türk diline ait 246.000 sözcük içeriyor.Sözcük sayısıyla olduğu kadar içeriğinde yer alan Osmanlıca Dizin’le de Türkiye’de bir ilk olan ve 38 yıllık çalışmayla hazırlanan Türkçe Sözlük, 5 ciltten ve 5.744 sayfadan oluşuyor.

Türkçe Sözlük, emekli öğretmen ve araştırmacı yazar Yaşar Çağbayır tarafından, Türkiye ve dünyada Türk dili üzerine yazılmış “Atabetü’l-Hakayık” tan çağdaş edebî metinlere kadar yaklaşık 1700 eserin incelenmesiyle hazırlandı.

Göktürk, Eski Uygur, Hakaniye, Oğuz, Eski Anadolu, Osmanlı, Çağdaş Türkiye Türkçesi ile Anadolu, Rumeli, Kıbrıs, Kerkük Ağızları’nın yanı sıra sözlükte 235 sayfadan oluşan Osmanlıca Dizin de yer alıyor. Osmanlıca alfabeye göre hazırlanan Dizin sayesinde Ötüken Türkçe Sözlük’ ün içerisinde bulunan Osmanlı imlasıyla yazılı yaklaşık 55 bin kelimenin farklı okunuş ve anlamlarına kolayca ulaşılabiliyor. Sözlük kullanıcılarının bilgiye daha kolay ve çabuk ulaşabileceği şekilde hazırlanan Türkçe Sözlük’ de; sözcüklerin doğru okunabilmesi için gerekli işaretlemelerle, sözcüğün hangi kaynaktan alındığını belirten parantez içi açıklamalar da yer alıyor.

Öğrencilik ve öğretmenlik hayatında Türk diliyle ilgili kapsamlı bir kaynağın yokluğu nedeniyle sıkıntılar yaşadığını belirten yazar Yaşar Çağbayır, Türkçe Sözlük’ ü yeni nesillerin aynı sıkıntıyı çekmemesi için hazırladığını açıkladı

Yaşar Beyin kitabında yazdığı ön sözü burada sizlere sunuyorum.Bu sözlüğün Türk dilini konuşan ve seven herkesin vede özellikle eğitimci olan herkesin edinmesi gerekli.Sözü,  bu büyük eserin yazarı büyük insan Yaşar Beye bırakıyorum;

Bir dilin kelimelerini alfabe sırasına göre toplayan ve bunların tür, köken, tanım, kullanış ve söyleyişleri ile ilgili bilgileri veren öğretici kitap demek olan sözlük, çoğunlukla öğrencilerin ellerinden düşürmedikleri kaynak kitaplardandır. Amaç ve alan bakımından olduğu kadar bir ya da birden çok dile ilişkin olmak gibi özellikleri ile de oldukça çok sayıda ve değişik nitelikte sözlükler vardır.

Bugün piyasada var olan Türkçe sözlükler ya şu anda kullanılmakta olan ortak dilin ya belli bir alanın ya da Türkçenin belli bir tarihî dönemine ilişkin kelimeleri içermektedir. Elinizdeki sözlük, bugüne kadar karşılaştığınız Türkçe sözlüklerden farklılıklar arz etmektedir. En belirgin özelliği tarihî ve etimolojik nitelik taşımasının yanında ortak dille birlikte yerel kelimelere de ağırlık vermiş olmasıdır.

Türk dilinin yayıldığı alan göz önüne alındığı zaman kaba çizgileri ile doğuda Pasifik Okyanusu kıyılarından batıda Baltık Denizi kıyılarına, kuzeyde Kuzey Buz Denizi kıyılarından güneyde Basra Körfezi kıyılarına kadar uzanan geniş bir coğrafya akla gelir. Bu kadar geniş bir coğrafyaya yayılmış bulunan böyle bir dilin birbirinden farklı kol ve dallarının bulunması çok doğaldır. Ana Türkçeden ayrılarak lehçe ve bağımsız dil durumuna gelmiş olan bu dil ve lehçelerin bir takımı birbirine komşu topraklarda kullanılmasına rağmen pek çoğu da birbirinden uzak alanlarda konuşulmaktadır. Bu alanlardan birisi de Türkiye’dir. Anadolu, Trakya, Kıbrıs, Kerkük ve Balkanlar ile Türkiye’den işçi alan Avrupa ülkelerinde konuşulan Türkçeye, Türkiye Türkçesi adı verilmektedir.

Türkiye Türkçesi ile diğer Türk dil ve lehçelerinin tarihte ortaklıkları vardır. Bu ortaklık aynı kökene bağlı olmaktan kaynaklanmaktadır. Türkiye Türkçesinin gelişiminde, bu dili konuşan Türkiye Türklerinin Orta Asya’dan çıkıp Anadolu’ya gelişlerinde izledikleri yollarda karşılaştıkları kültür ve medeniyetlerle, İmparatorluk döneminde yayıldıkları Avrupa içleri ile Akdeniz ada ve kıyılarında kurulmuş bulunan kültür merkezleri ve yaygın kültür ortamlarının etkisi görülür.

Yakın zamanlara kadar Türkçe’nin bilinen yazılı belgeleri 8. yy.’a ait Orhun ve ona yakın çağlara ilişkin Yenisey yazıtları olarak biliniyordu. Ancak 1969 yılında Kazakistan’da Issık Göl yakınındaki Esik kurganından çıkan Altın Elbiseli Prens’in mezarı ile ilgili olduğu görülen dört bin kadar eşya arasında yer alan bir çanakta yazılı 26 harflik bir yazı Orhun alfabesiyle benzerlik göstermektedir. Bu mezarda yapılan radyo-karbon incelemesi sonucunda bu prensin milattan önce beş ya da dördüncü yüzyılda yaşadığı anlaşılmıştır. Türkçe ile ilgilenen bilim adamları bu veri karşısında Türk dilinin, en iyimser tahminle üç bin yıllık bir geçmişe sahip olduğu kanısına varmış bulunmaktadırlar. Türkçe’nin ilk devirlerine ilişkin kaynaklar gün geçtikçe artmakta ve pek çok konu yavaş yavaş aydınlığa kavuşmaktadır. Orta Asya’da yeni kazılar yapıldıkça ve bu kazılarda elde edilen veriler sergilendikçe Türkçenin tarihi daha da açıklık kazanacak demektir.

Geçmişi, sözü edilen döneme kadar uzanan Türkiye Türkçesi, Malazgirt savaşından sonra Anadolu’ya yerleşmiş bulunan Oğuz boyları ile Türkmenlerin bu yeni coğrafyada geliştirdikleri yeni yazı dilinin devamıdır. Önceleri Selçuklu Devleti ve Anadolu Beylikleri ile üç kıtada egemenlik kurmuş bulunan Osmanlı Devletinin ve en son olarak da Türkiye Cumhuriyetinin resmî dili olmuştur.

Kültür dili kadar yerel konuşmalarla, halkın büyük bir kısmının anlaşma gereksinimini karşılayan ağızlara ilişkin kelimeler de bir dilin söz varlığı içinde yer almalıdır kanısında olduğumuzu da belirtelim. Bu sebeple yerel ağızlara ilişkin kökeni açıklığa kavuşmuş kelimelerle kökeni açıklanamayan fakat yaygın kullanıma sahip olanlar da sözlüğümüze alındı.

Sözlüğümüzde Orhon Yazıtlarından günümüze uzanan vadide Türkiye Türkçesinin söz varlığını sergilemeye çalıştık. Bilim dünyasında daha değişik adlandırma ve daha geniş bölümleme ile ele alınmasına rağmen biz bir sözlük için fazlaca karışıklığa sebep olmamak için şöyle bir sınıflama yaptık:
Eski Türkçe: Orhun yazıtlarından On Üçüncü yüzyıla kadar.
Eski Anadolu Türkçesi: On Üçüncü yüzyıldan İstanbul’un fethine (kısmen 16. yy.’a) kadar.
Osmanlı Türkçesi: On Beşinci yüzyıldan Cumhuriyete kadar. (Arapça, Farsça, Türkçe karması)
Türkiye Türkçesi: Cumhuriyet döneminde kullanılan kültür dili.
Ağızlar: Bugün Anadolu’nun değişik bölgelerinde, Kıbrıs, Kerkük, Trakya, Balkanlar ve kısmen Karadeniz’de kıyısı bulunan ülkelerde yaşayan Türkler tarafından konuşulan Türkçe yerel sözler.

Bu sözlüğün akademik olmak gibi bir iddiası yoktur. Bir teknisyen edası ile hazırlanmıştır. Çünkü üniversitelerde yapılan akademik araştırmaların sonuçlarının yüksek okul öğrencileri ile ortaöğretim ve ilköğretim öğretmenlerinin düzeyine indirgenmesinin gerekliliği uzun meslek yaşamımız boyunca hissedilmiştir. Bu araştırmaların bir çoğuna teknik olarak bir kısmına da maddî olanakların elverişsizliği yüzünden ulaşmanın zorluğunu yaşamışızdır. Türkçe Sözlük akademik çalışmaları, öğretmen ve öğrencilerin seviyesine indirgemektedir. Bu da demektir ki mevcut bilimsel verilerden olanaklar çerçevesinde yararlanılmıştır.

Bilimsel inceleme ve araştırmalar gözden geçirildikçe görüldü ki pek çok konu henüz bilim adamları arasında yeterince açıklığa kavuşturulmuş, görüş birliği sağlanmış değildir. Böyle kelimelerde her görüşe de yer verilmek durumunda kalındı.

Bu sözlük hazırlanırken Türk dilinin Cumhuriyet döneminde girdiği sadeleşme akımı dışında, çeşitli ideolojik arenalara çekilen özleşme-yozlaşma tartışması gibi yapay akımlarda yan tutulmamıştır. Kullandığı dil yazarın kendi yetiştiği dönem ve edindiği kültürün ürünü olarak algılanmalıdır. Yazım konusunda ölçünlü olmak kaygısı ile Türk Dil Kurumunun “Yazım Kılavuzu”na uyulmuştur. Kelimeler yeni-eski, uydurma-yapma gibi ölçütlere bakılmaksızın alınmıştır. Çünkü sözlük, kişinin söz dağarcığının dışındaki kelimelerin anlamını bulabilmek için vardır. Bu anlayışın sonucu olarak kelimelere çeşitli ideolojik akımlarca yüklenen kavramlar da açıklandı.

Bu sözlüğün diğerlerinden bir farkı da arama ve bulmada kolaylık sağlaması için madde başlarına tek bir kelime almış olmasıdır. Ayrı yazılan birleşik kelimelerle, ikilemeler, terimler, deyimler iç madde olarak açıklanmışlardır. İç maddede yer alan bazı kelime gruplarının sözlüksel (leksik) birim niteliği taşıdığı bir gerçektir. Aranan kelime ya da kelime grubunun kolay bulunması amaçlandığından iç maddelerin sıralanışında arada boşluk yok sayılarak alfabetik sıralamaya gidilmiştir. Bu durum kelime ya da kelime grubunun aranma ve bulunmasında karşılaşılan güçlüğü ortadan kaldırmaktadır. Esas olarak, yeğlenen sözcüğün kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlamaktan çok, okuyucunun karşılaştığı kelime dağarcığı dışı bir sözcüğün anlamını doğru algılamasına yardımcı olmak yolu güdülmüştür.Bu sözlükte bulunan bütün kelimeler yazarına aynı mesafededir. Biri diğerine tercih edilmemiştir. Kullanılan dil ise yazarın yetiştiği ortam ve döneme ilişkin kültürel edinimlerin ürünü sayılmalıdır.

Öğrencilik ve öğretmenlik yıllarımda Türk dilinin, özellikle Türkiye Türkçesinin bütün söz varlığını içeren bir sözlüğün ihtiyacını derinden hissetmişimdir. Mevcutlar içinde böyle bir ve bütün sözlüğü bulamadığım için yıllar önce bu işi kendim yapmaya karar verdim. Sonra da yavaş yavaş fişleme çalışmalarına giriştim. Koliler dolusu fişleri ev değiştirdikçe en değerli eşyalarımla birlikte korudum. Bilgisayar çıkınca -yine fişsiz olmamakla birlikte- iş epey kolaylaştı. Tamamı otuz sekiz yıllık bir çalışmayı gerektiren bu sözlüğün sadece bilgisayar ortamına aktarımı bile günde sekiz-on saat çalışmak suretiyle tam sekiz yılımı aldı.

Uzun ve yorucu olmasına rağmen oldukça büyük zevk duyduğum bir çalışmanın ürünü olan bu Sözlük başvuranların yararlandığı ölçüde bana mutluluk verecektir. Çalışmamın her evresinde bana her türlü destek, ilgi ve sevgiyi esirgemeyen, zaman zaman kapıldığım sıkıntılara göğüs germemi öğütleyen ve bana en büyük desteği veren sevgili eşim Gönül’e minnettarım. Bu eser, onun desteği ve anlayışlı tutumu olmasaydı belki de meydana gelemezdi. Yine bu eserle ilgili başvurularda yer alan İngilizce metinlerin çevirilerini zaman zaman oğullarım ODTÜ mezunu Mimar Çağlayan ve İnşaat Mühendisi Çağlar Çağbayır yapmışlardır. Kendilerine müteşekkirim.

Eser bittikten sonra baştan sona kadar imla hatalarını düzeltmek lûtfunda bulunan Ötüken Neşriyat’tan Erol Kılınç ile Osmanlı Türkçesi yazımlarını gözden geçirip gerekli düzeltmeleri yapan ve dizgisini basıma hazır hâle getiren İskender Türe’ye özellikle bu eserin basımını üstlenen Ötüken Neşriyat yetkililerine ve çalışanlarına teşekkür ederim.

Bu eserde görülen eksiklikler tamamen bana aittir. Türk dili uzmanlarının ve bilim adamlarının eleştiri ve yardımlarına tamamen açık olduğum gibi yapılacak her türlü eleştirinin Türkçeye katkı olacağı inancını taşıdığımın bilinmesini isterim.

Söke, 3 Mayıs 2006 Yaşar ÇAĞBAYIR

Size minnettarız Hocam…

Kitabı uygun fiyata  edinebileceğiniz link ; Kitapyurdu

Kitabın internet sitesi; Ötüken Sözlük

Post a Comment

*
*